“Beyaz unsuz,şekersiz hamur işleri” kitabının yazarı Sevgili Arzu Aygen .
Belki biliyorsunuz, çok yakın zamanda çok da değerli bir ödül aldı Arzu Aygen’in kitabı. (Gourmand Ödülü-Türkiye’nin en iyi sağlık ve beslenme kitabı) ve şimdi genişletilmiş baskısı ile piyasada.
Bu güzel kitap, içindeki doğru ve güzel bilgileri ve birbirinden lezzetli tarifleri ile ,bana kılavuz olmuştur her zaman.
Geçenlerde kendisine mail ile, aklıma takılan birkaç soruyu iletirken, aldığım cevaplar ve öğrendiklerimi, sizlerin de öğrenmenizi istedim.
O nedenle, kitabını ve bana anlattıklarını biraz daha detaylı olarak konuşmak üzere buluştuk sizler için bu kez.
Biz 2.5 saati geçen bir süre konuştuk kendisi ile.
Ve yine de yetmedi bu süre her şeyi konuşmaya.
Bu nedenle daha önce almış olsanız bile, bence kitabının yeni baskısını da alın” bir okuyun “derim.Üstelik yeni eklenen tarifler varken.
Şimdi biraz kendisinden bahsedersek eğer,
Arzu hn, çocukluğundan beri mutfağa ,daha 6-7 yaşlarında iken bile,yemek tarifleri kesip biriktirecek kadar ilgi duyuyor .
Ailede çok güzel yemekler yapan anne, anneanne ve babaanne de olunca,yemekler hazırlanırken ona da ufak ufak verilen görevler ile mutfağa ve yemeğe karşı hep ilgi, merak ve sevgi duyarak büyüyor.
Üniversitede okurken hep çalışıyor; çalıştığı işler de hep mutfak eksenli oluyor. Aşçılıktan yayıncılık işlerine oradan, kendi kitabına kadar uzanıyor bu mutfaktan geçen yol.
Kitabında yer alan tüm tarifleri, sevgili annesi Ülfet Aygen ile birlikte tek tek uyguluyor .
Sırf kendisinin, annesinin ve ailesinin değil , yakın çevresindekilerin de özel lezzetlerini paylaşmış kitabında.
Bu nedenle, evlerinin sıcaklığını bizlere de hissettiren samimi bir kitap ortaya çıkmış.
Bunun yanı sıra neden beyaz unsuz, şekersiz ve neden daha doğalı konusunu tek tek açıklayarak ,çok çarpıcı ve net bir şekilde aktarmış okuyucularına.
Şimdi sizleri Sevgili Arzu Aygen’in hepimiz için çok önemli olan,
daha sağlıklı gıdalar ve doğal yöntemler hakkında önerileri ile baş başa bırakıyorum.
Sağlıklı olmak için yediklerinizin temiz, canlı, kuvvetli olması çok önemli. Yediğiniz semizotu ne kadar kuvvetliyse, yoğurdunuz ne kadar doğalsa siz de o kadar sağlıklısınız. Atadan kalma yerli tohumla üretiliyorsa kuvvetlisiniz, genleriyle oynanmış tohumla üretiliyorsa hastalıklara açıksınız.
Pazarlardan, özellikle köyde kendi ürettiğini satan üreticilerden alışveriş etmeyi tercih edin. Pazarlarda köy yumurtası, süt ve çok güzel peynirler bulunabiliyor. Marketlerden alınacak hiçbir şey yok, belki peçete veya pamuk.
Üreticiden alışveriş ettiğinizde atadan kalma yerli tohumların, doğal gübrenin çok kıymetli olduğunu anlatabilir ve bu tür ürünler talep ettiğinizi söyleyebilirsiniz. Siz talep ettikçe ve satın aldıkça yerli tohumların yaşama şansı artacak.
Büyük marketler yerine küçük dükkanlardan alışveriş ederseniz daha geniş sayıda insanın para kazanmasına vesile olursunuz.
İstanbul Halk Ekmek çok güzel ekmekler yapıyor; ekmeklerini güvenle yiyebilirsiniz.
Et kasaptan alınır. Devamlı alışveriş ettiğiniz iyi bir kasabınız olsun. Türkiye’nin en iyi kasapları Kemaliyeli. Osmanlı’dan beri bu işi onlar çok iyi yapıyor. Koyun ve kuzu etini tercih edin. Onların dışarıda otlamış olma ihtimali daha yüksek.
Sakatat çok değerli bir besin. Ciğer, böbrek, yürek, dalak, işkembe, beyin, paça sofranızda bulunsun. En iyi demir kaynaklarından biri ciğer mesela. Paça çorbası kemikler için çok faydalı. Allah göstermesin, kırıklarda çıkıklarda hastalara hep paça çorbası içirilir. Prof. Dr. Ahmet Aydın bu konuda http://www.beslenmebulteni.com/ sitesinde çok güzel bilgiler veriyor.
Çorbalarınızda, özellikle çocuklarınıza yaptığınız çorbalarda kemik suyu kullanın. Kemik suyu hazırlamak çok kolay. Kuzu veya koyunun gerdan eti (kemikli) bol suda 1-2 saat kaynatılır. Kemikli tavuk etiyle de hazırlanabilir; et kemikten kolayca ayrılana kadar haşlanır.
Sağlıklı yaşamak için “gerçek yoğurt” yemek çok önemli. Yoğurdunuzu evde kendiniz mayalayın. Çiğ süt kullanın. Yoğurdunuzu kendiniz yapamıyorsanız ikinci seçenek mandıra yoğurdu kullanmak. Ekşiyebilen ve su salan yoğurt yemelisiniz. Kutu süt satın almayın, kaymak tutabilen ve birkaç günde bozulabilen “canlı” süt satın alın.
Mevsiminde yetişen sebze ve meyveleri tüketin. Uzak ülkelerde yetişen meyveler yerine yerli malı, ülkemizde yetişen meyveleri tercih edin. Yeni çıkan, daha önce duymadığınız meyve sebzeye itibar etmeyin. Amerika’nın cranberry meyvesini burada “yaban mersini” diye satıyorlar mesela. Yaban mersini koyu mor renkli olur, likapa adıyla da bilinir Karadeniz’de. Şimdi her türlü aktarda yaban mersini adıyla satılan meyve ise mısır şekerine bulanarak “tatlandırılmış” başka bir meyve. Mısır şekeri ne kadar faydalı ise o da o kadar faydalı. Kuru incirimiz üzümümüz varken…
Bakliyat, bulgur, pirinç, kuru yemiş çok değerli besinler.
Çok basit bir şeye dikkat ediyorum mutfakta. Anneannemin zamanında olmayan şeyleri mutfağa sokmuyorum.
İmkanınız varsa doğal maya kullanın. Yapımı da çok kolay sadece biraz un ve suya ihtiyacınız var biraz da zamana.
Aldığınız ürünlerin etiketlerini okuyun. Adını bilmediğiniz maddelerle dolu ürünleri almayın.
-Teflon tencere kullanmayın. Alüminyumdan uzak durun.
Evinizde kalın tabanlı çelik, bakır , toprak güveç içinde pişirin yemeklerinizi.
-En ufak hastalıklar için hemen ilaca başvurmayın. Özellikle çocuklara ilaç vermeden önce çok düşünün.
-Çok sık hastalanmamak ve kuvvetli olmak için ,size kuvvet veren doğal besinlerle beslenin.(kemik suyu çorba,paça çorbası örneği gibi)
-Çocuklarınızı gün boyu eve kapatmayın. Her gün açık havada ,güneşten faydalanmasını sağlayın.
-Her gün öğünlerinizde çiğ gıda da yemeye dikkat edin.Yemeğin yanında turp salatası gibi. Hatta pek çok yörede kahvaltıda tüketiliyor turp. Siz de deneyin bir kere.
-Taze otları sofranızdan eksik etmeyin. Labada, ebegümeci, ısırgan, kuzukulağı, maydanoz, roka gibi. Maydanozların küçücük, ince yapraklı, minik boylu olanlarını bulmaya çalışın.
- Margarin eve bile girmemeli. Tereyağı, kaymak, kuyruk yağı,iç yağı tercih edilmeli. Kuyruk yağı hazırlamak çok kolay. Kuşbaşından küçük parçalara bölünmüş kuyruk yağı doğranmış elma ile birlikte tavada eritilir. Eriyen yağ süzülür. Kavrulmuş olan kıkırdaklar çerez gibi yenebilir veya poğaçalara ekmeklere eklenebilir. Süzdüğünüz yağı tüm katı yağ kullanımını gerektiren yerlerde kullanabilirsiniz. diyerek,
ilk aklına gelen önerileri sıralıyor Sevgili Arzu Aygen.
Nasıl? Aslında çok da zor değil bütün bunları uygulayabilmek.
Umarım hepimize yol gösterici olur onun önerileri.
Daha sağlıklı beslenebilmek aslında hiç de zor değil,
Sadece biraz çaba gerek. öyle değil mi?
Ne için?
Kendimiz için,çocuklarımız için .
Sevgili Arzu Aygen’in güncel yazılarını
http://www.iyibilgi.com/
ve http://www.iyilikguzellik.com/’dan takip edebilirsiniz.
Sevgilerimle.